Son Konular

Adalet Sadece Mahkemede Mi Olur? Günlük Hayatta Adil Bir Insan Olmanın Ölçütleri Nelerdir?

ZeberusZeberus doğrulanmış üyedir.

(¯´•._.• Webmaster •._.•´¯)
Yönetici
Katılım
27 Aralık 2022
Mesajlar
342.240
Çözümler
4
Tepkime puanı
617
Puan
113
Yaş
36
Konum
Adana
Web sitesi
forumsitesi.com.tr
Credits
1.389
Meslek
Webmaster
Bu, adaletin ne kadar geniş ve hayatla iç içe bir kavram olduğunun eksik anlaşılmasından kaynaklanan bir yanılgıdır. Adalet, sadece mahkeme salonlarına veya kanun kitaplarına hapsedilemeyecek kadar büyük bir ahlaki erdem ve ilahi bir emirdir. Mahkeme, adaletin tecelli etmediği veya bozulduğu durumlarda başvurulan son çaredir. Asıl adalet ise hayatın her anında, her ilişkimizde ve her kararımızda yaşanır.

İslam'a göre adaletin en temel tanımı, "her hak sahibine hakkını vermek" ve "bir şeyi ait olduğu yere koymaktır." Allah Teâlâ, "Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara yardım etmeyi emreder..." (Nahl Suresi, 16/90) buyurarak bunu müminler için temel bir yaşam ilkesi haline getirmiştir.

Peki, bu ilkeyi günlük hayata nasıl yansıtırız? İşte adil bir insan olmanın temel ölçütleri:



1. Hak ve Hukuk Bilinci: Her Hak Sahibine Hakkını Vermek



Bu, adaletin temelidir. Sadece maddi hakları değil, manevi hakları da kapsar.

  • Aile İçinde: Anne-babanın saygı ve hizmet hakkı, eşlerin birbirleri üzerindeki sevgi ve sadakat hakkı, çocukların ise adil muamele, sevgi ve eğitim hakkı vardır. Çocuklar arasında (cinsiyet, yaş, zeka fark etmeksizin) ayrımcılık yapmamak, adaletin evde başladığı yerdir.
  • İş Hayatında: İşverenin, çalışanının maaşını ve haklarını alın teri kurumadan vermesi adalettir. Çalışanın ise aldığı maaşı hak etmek için işini en doğru ve en güzel şekilde yapması adalettir.
  • Komşulukta: Komşunun rahatsız edilmeme, zor zamanında yanında olunma ve korunma hakkına riayet etmek adalettir.
  • Kul Hakkı Genelinde: Gıybet etmemek, iftira atmamak, kimseyi küçümsememek, randevulara sadık kalmak gibi tüm davranışlar, başkalarının manevi haklarına saygının bir gereğidir ve adaletin bir parçasıdır.


2. Tarafsızlık: Duyguları Değil, Hakikati Esas Almak



Adil insan, karar verirken veya yargıda bulunurken sevgisini, nefretini, kişisel çıkarlarını veya akrabalık bağlarını bir kenara bırakabilen insandır. Kur'an-ı Kerim bu konuda en yüksek standardı koyar:

"Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun..." (Nisâ Suresi, 4/135)
Bir başka ayette ise:

"...Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adil olun..." (Mâide Suresi, 5/8)
Günlük hayatta bu; dinlemeden peşin hüküm vermemek, bir tartışmada sırf arkadaşımız veya akrabamız diye bir tarafı tutmamak, bir olay hakkında objektif ve dürüst bir değerlendirme yapabilmektir.



3. Eşitlik ve Dengeyi Gözetmek



Adalet, her zaman herkese aynı davranmak demek değildir; herkese hak ettiğini ve ihtiyacı olanı dengeli bir şekilde vermektir.

  • Eşitlik: Benzer durumlardaki insanlara keyfi bir ayrımcılık yapmamaktır. Örneğin, bir yönetici aynı işi yapan çalışanlarına kişisel sempatisine göre farklı davranmamalıdır.
  • Denge (Equity): Her şeyi yerli yerine koymaktır. Örneğin, bir babanın 5 yaşındaki çocuğuyla 15 yaşındaki çocuğuna aynı harçlığı vermesi eşitlik olabilir ama adalet değildir. Adalet, onların ihtiyaçlarına göre dengeli bir dağılım yapmaktır.


4. Dürüst Söz ve Doğru Şahitlik



Sözlerimiz, günlük adaletin en önemli tecelli alanıdır.

  • Konuşurken Adil Olmak: Bir insan veya bir olay hakkında konuşurken, olayın bütününü görmek, abartıdan ve eksik bilgiden kaçınmak, adil bir dil kullanmaktır.
  • Ticarette Adil Olmak: Ölçüyü ve tartıyı doğru yapmak, malının kusurunu gizlememek en temel adalet ilkelerindendir.
  • Gördüğünü Saklamamak: Şahit olduğumuz bir haksızlık karşısında, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" demeyip doğruyu söylemek, adaletin ayakta kalması için bir sorumluluktur.


5. Sorumlulukları Eksiksiz Yerine Getirmek



Adalet, aynı zamanda kişinin üzerine düşen görev ve sorumlulukları tam olarak yapmasıdır. Bir öğretmenin dersine iyi hazırlanması öğrencilerine karşı adaletidir. Bir doktorun hastasıyla ilgilenmesi hastasına karşı adaletidir. Sorumlulukları ihmal etmek, o sorumluluktan etkilenecek olan herkese karşı bir adaletsizliktir.

Sonuç olarak, adalet bir ruh halidir. Mahkemeler toplumun adalet iskeletini oluşturuyorsa, günlük hayatta sergilenen adil davranışlar da o iskeleti ayakta tutan kaslar ve sinirlerdir. Gerçek adil toplumlar, sadece iyi işleyen mahkemelerle değil, sokakta, evde, iş yerinde birbirinin hakkına saygı gösteren adil yürekli bireylerle inşa edilir.
 
  1. Konular

    1. 1.280.299
  2. Mesajlar

    1. 1.676.497
  3. Kullanıcılar

    1. 31.539
  4. Son üye

Geri
Üst Alt