- Katılım
- 27 Aralık 2022
- Mesajlar
- 342.240
- Çözümler
- 4
- Tepkime puanı
- 617
- Puan
- 113
- Yaş
- 36
- Konum
- Adana
- Web sitesi
- forumsitesi.com.tr
- Credits
- 1.389
- Meslek
- Webmaster
Harika bir soru. Dijital çağ, hayatı kolaylaştıran sayısız nimetle birlikte, en temel ahlaki değerlerimizden biri olan mahremiyet kavramını da en büyük imtihanlardan biriyle karşı karşıya bıraktı. İslam'ın mahremiyete dair koyduğu sınırlar, 14 asır önce fiziksel dünya için belirlenmiş olsa da, bu ilkeler bugün dijital dünya için de geçerli olan evrensel bir ahlaki çerçeve sunar.
İslam'da mahremiyet, sadece bir "özel hayat" meselesi değil, aynı zamanda kişinin ve ailesinin "hürmet" yani dokunulmazlığı ve kutsallığı anlamına gelir. Bu kutsallığı korumanın sınırları, temelde birkaç ilahi prensip üzerine kuruludur:
Dijital dünyadaki sınırları anlamak için önce dinimizin fiziksel dünyada koyduğu temel kuralları hatırlamalıyız:
Bu temel ilkeler, dijital çağdaki davranışlarımıza doğrudan ışık tutar.
a) Dijital "Evler" ve "Kapılar"
Sonuç olarak, dijital çağda mahremiyetin dinen sınırları şu basit ama güçlü ilkeyle çizilebilir: Gerçek hayatta bir başkasına yapmaktan utanacağın, kendi evinde sana yapılmasını istemeyeceğin hiçbir şeyi, dijital dünyada da başkasına yapma.
Unutmamalıyız ki, klavyeye dokunan parmaklarımız, baktığımız ekranlar ve paylaştığımız her bir veri, amel defterimize kaydedilmektedir. İnternetin olmadığı bir çağda inen "ayıpları araştırmayın" emri, bugün her anımızı ifşa etme potansiyeli taşıyan bu dijital çağda, bizler için çok daha derin bir anlam ve sorumluluk taşımaktadır.
İslam'da mahremiyet, sadece bir "özel hayat" meselesi değil, aynı zamanda kişinin ve ailesinin "hürmet" yani dokunulmazlığı ve kutsallığı anlamına gelir. Bu kutsallığı korumanın sınırları, temelde birkaç ilahi prensip üzerine kuruludur:
1. Dini Temeller: Fiziksel Dünyadaki Değişmez Sınırlar
Dijital dünyadaki sınırları anlamak için önce dinimizin fiziksel dünyada koyduğu temel kuralları hatırlamalıyız:
- Evlerin Mahremiyeti: Kur'an-ı Kerim, bir başkasının özel alanına girmenin adabını net bir şekilde çizer:
"Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin..." (Nûr Suresi, 24/27)Bu ayet, her özel alanın bir "kapısı" olduğunu ve o kapıdan ancak izinle girilebileceğini öğretir. - Ayıpları Araştırma Yasağı (Tecessüs): İslam, insanların gizli hallerini, kusurlarını ve özel yaşamlarını merak edip araştırmayı kesin bir dille yasaklar:
"Ey iman edenler! ... Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetini araştırmayın (tecessüs etmeyin)..." (Hucurât Suresi, 49/12)Bu, mahremiyet ahlakının temel taşıdır. Başkasının gizlisi, bizi ilgilendirmez. - Sır Saklama Sorumluluğu (Emanet): Size anlatılan bir sır veya gösterilen özel bir şey, bir emanettir. Bu emanete ihanet etmek, münafıklık alametlerinden sayılmıştır.
2. Dijital Çağda Mahremiyetin Sınırları
Bu temel ilkeler, dijital çağdaki davranışlarımıza doğrudan ışık tutar.
a) Dijital "Evler" ve "Kapılar"
- Dijital Ev: Bir kişinin e-posta kutusu, sosyal medya özel mesaj (DM) bölümü, WhatsApp yazışmaları, bulut (cloud) hesabı veya şifreyle korunan herhangi bir dijital alanı, onun evinin bir odası gibidir.
- Sınır: Bu alanlara izinsiz girmeye çalışmak; şifresini tahmin etmek, telefonunu veya bilgisayarını gizlice karıştırmak, Nûr Suresi'nde bahsedilen başkasının evine izinsiz girme yasağının dijital dünyadaki karşılığıdır. Bu, modern bir hırsızlıktır.
- Sınır: Bir kişinin sosyal medya hesaplarını, kimlerle arkadaş olduğunu, kimin fotoğrafını beğendiğini, sırf onun hakkında bilgi toplamak veya bir açığını yakalamak amacıyla didik didik araştırmak, Hucurât Suresi'ndeki "tecessüs" yasağının tam karşılığıdır. Başkasının telefonuna gelen bildirime göz ucuyla bakmak bile bu kapsama girer.
- Kendi Mahremiyetini Korumak: İlk sınır, kişinin kendisinin çizmesi gerekendir. İslam, "hayâ" duygusunu imanın bir parçası olarak görür. Bir Müslüman, aile içi özel anlarını, kişisel sırlarını, işlediği günahları veya vücudunun mahrem yerlerini herkese açık platformlarda sergilemekten kaçınır. Bu, kişinin kendi hürmetini ve onurunu korumasıdır.
- Başkalarının Mahremiyetine Saygı: Bu konudaki altın kural "İZİN AL!" ilkesidir.
- Bir arkadaşınızın veya akrabanızın fotoğrafını, onun rızası olmadan sosyal medyada paylaşmak, büyük bir mahremiyet ihlalidir.
- Özel bir sohbette size gönderilen bir fotoğrafı veya mesajı ekran görüntüsü (screenshot) alıp bir başkasına göndermek, size duyulan güvene, yani emanete ihanettir.
- Grup sohbetlerindeki yazışmaları, grupta olmayan kişilere iletmek, o grubun mahremiyetini ihlal etmektir.
- Birini, iznini almadan bir fotoğrafta etiketlemek bile bu sınıra dahildir.
Sonuç olarak, dijital çağda mahremiyetin dinen sınırları şu basit ama güçlü ilkeyle çizilebilir: Gerçek hayatta bir başkasına yapmaktan utanacağın, kendi evinde sana yapılmasını istemeyeceğin hiçbir şeyi, dijital dünyada da başkasına yapma.
Unutmamalıyız ki, klavyeye dokunan parmaklarımız, baktığımız ekranlar ve paylaştığımız her bir veri, amel defterimize kaydedilmektedir. İnternetin olmadığı bir çağda inen "ayıpları araştırmayın" emri, bugün her anımızı ifşa etme potansiyeli taşıyan bu dijital çağda, bizler için çok daha derin bir anlam ve sorumluluk taşımaktadır.