- Katılım
- 27 Aralık 2022
- Mesajlar
- 342.240
- Çözümler
- 4
- Tepkime puanı
- 621
- Puan
- 113
- Yaş
- 36
- Konum
- Adana
- Web sitesi
- forumsitesi.com.tr
- Credits
- 1.389
- Meslek
- Webmaster
İslami finans, katılım bankacılığı ve faizsiz ekonomi, son yıllarda hem Türkiye'de hem de dünyada giderek daha fazla ilgi çeken, kendine özgü ahlaki ve ekonomik prensiplere dayalı bir sistemdir. "Merak edilenler" başlığı altında bu sistemi temelden başlayarak, anlaşılır bir dilde açıklayalım.
İslami finansın temelini ve konvansiyonel sistemden en büyük farkını faizin (Riba) kesin olarak yasaklanması oluşturur.
Katılım bankaları, yukarıdaki ilkelere göre çalışan finans kurumlarıdır. Adındaki "katılım" kelimesi, bankanın müşterilerinin kâr ve zararına katılması anlamına gelir.
1. Fon Toplama (Para Yatırma):Katılım bankaları, faizli mevduat yerine şu yöntemlerle fon toplar:
Temel Felsefe: Neden "Faizsiz"?
İslami finansın temelini ve konvansiyonel sistemden en büyük farkını faizin (Riba) kesin olarak yasaklanması oluşturur.
- Faiz Nedir? Borç verilen paranın, belirli bir vade sonunda, önceden belirlenmiş bir fazlalıkla geri alınmasıdır. Yani, paranın kendisinin kiralanarak "paradan para kazanılması" esasına dayanır.
- Neden Yasaktır? İslam'a göre faiz;
- Haksız bir kazançtır: Emek veya risk olmadan, sadece paranın beklemesiyle elde edilen bir artıştır.
- Sömürüye yol açar: Borçlunun durumunu daha da kötüleştirebilir ve zenginin servetini risk almadan artırmasını sağlar.
- Ekonomiyi reel sektörden koparır: Üretim, ticaret ve hizmet gibi gerçek ekonomik faaliyetler yerine, paranın finansal piyasalarda alınıp satıldığı, reel bir karşılığı olmayan spekülatif bir alan yaratır.
İslami Finansın Temel İlkeleri
- Faizin Yasaklanması (Riba): Her türlüsü yasaktır.
- Risk ve Kâr Paylaşımı: Sistemin kalbidir. Sermaye sahibi ile girişimci, bir işin hem riskine hem de sonucunda elde edilecek kâr veya zararına birlikte katlanır.
- Varlık Temelli Olması: Her finansal işlemin arkasında mutlaka somut bir mal, hizmet veya hak (varlık) olmak zorundadır. Paranın kendisi bir alım-satım konusu olamaz, sadece bir değişim aracıdır.
- Aşırı Belirsizlik (Garar) ve Spekülasyonun (Maysir) Yasaklanması: Bir sözleşmenin şartlarının, konusunun veya bedelinin aşırı derecede belirsiz olması (Garar) ve kumara dayalı spekülatif işlemler (Maysir) yasaktır. Bu, şeffaflığı ve dürüstlüğü sağlar.
- Etik ve Helal Yatırım: Toplanan fonlar, İslam'a göre haram sayılan (alkol, domuz eti, kumar, silah sanayii, konvansiyonel finans vb.) alanlara yatırılamaz. Bu, sisteme güçlü bir sosyal sorumluluk ve etik boyut kazandırır.
Katılım Bankacılığı Pratikte Nasıl Çalışır?
Katılım bankaları, yukarıdaki ilkelere göre çalışan finans kurumlarıdır. Adındaki "katılım" kelimesi, bankanın müşterilerinin kâr ve zararına katılması anlamına gelir.
1. Fon Toplama (Para Yatırma):Katılım bankaları, faizli mevduat yerine şu yöntemlerle fon toplar:
- Cari Hesaplar: Müşterinin dilediği zaman para yatırıp çekebildiği, herhangi bir getiri sağlamayan hesaplardır. Banka bu parayı güvence altına alır.
- Katılma Hesapları (Kâr-Zarar Ortaklığı): Sistemin temelini oluşturan hesaplardır. Müşteriler (fon sahipleri), paralarını bu hesaplara yatırarak bankaya vekalet verirler. Banka, bu hesaplarda toplanan parayı (fon havuzu) çeşitli faizsiz finansman yöntemleriyle (ticaret, ortaklık, kiralama vb.) kullandırır. Bu projelerden elde edilen kâr veya zarar, önceden belirlenmiş bir paylaşım oranına göre (örneğin %80'i müşteriye, %20'si bankaya) müşteri ile banka arasında paylaştırılır. Burada kâr, sabit ve garantili değildir; havuzun o dönemki performansına göre değişir.
- Murabaha (Kâr Paylı Satış): En yaygın yöntemdir. Konut, taşıt veya mal almak isteyen bir müşteri için banka, o malı peşin olarak satıcıdan satın alır ve üzerine kendi kârını ekleyerek müşteriye vadeli olarak satar. Aradaki fark, faiz değil, bir malın alım-satımından doğan ticari kârdır. Fiyat baştan bellidir ve vade boyunca değişmez.
- Mudaraba (Emek-Sermaye Ortaklığı): Bir tarafta sermaye (katılım bankası), diğer tarafta ise emek ve uzmanlık (girişimci) olan bir ortaklık modelidir. Projeden elde edilen kâr, anlaşılan oranda paylaşılır. Zarar olması durumunda ise sermayeyi koyan banka (fon sahipleri) katlanır.
- Müşareke (Kâr-Zarar Ortaklığı): Bir projenin finansmanı için hem katılım bankasının hem de müşterinin birlikte sermaye koyduğu bir ortaklık türüdür. Kâr, anlaşılan oranlarda; zarar ise sermayeye katılım oranlarında paylaşılır.
- İcara (Finansal Kiralama): Bankanın, müşterinin ihtiyaç duyduğu bir makine, ekipman veya gayrimenkulü satın alarak belirli bir süre için müşteriye kiralamasıdır. Kira süresi sonunda mülkiyetin müşteriye devredildiği türleri de vardır ("Leasing" modeline benzer).
- Sukuk (Kira Sertifikası): Varlığa dayalı bir menkul kıymettir. Bir şirketin veya devletin, sahip olduğu bir varlıktan (bina, köprü, fabrika vb.) elde edeceği kira gibi gelirleri, sukuk ihraç ederek yatırımcılarla paylaşmasıdır. Konvansiyonel tahvilin aksine, borca değil, somut bir varlığa ve onun gelirine dayalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
- "Murabaha'daki kâr payı ile faizin ne farkı var? Sonuçta yine fazla ödüyorum."En temel fark, işlemin doğasındadır. Faizli kredide, para satılır ve geri ödemede gecikme olursa faiz işlemeye devam eder. Murabaha'da ise ortada somut bir mal alım-satımı vardır. Banka, malı satın alarak risk üstlenir. Kâr, bu ticaretten doğar, baştan bellidir ve ödemeler gecikse bile artmaz.
- "Katılma hesabında kâr garantisi var mı?"Hayır. Katılım bankacılığının özü risk paylaşımıdır. Kâr, fonların kullanıldığı projelerin gerçek performansına bağlıdır. Bu nedenle oranlar düşebilir veya yükselebilir.
- "Bu sistem daha mı pahalı?"Her zaman değil. Maliyetler, piyasa koşullarına, rekabete ve bankanın operasyonel verimliliğine göre değişir. Bazı durumlarda daha avantajlı, bazı durumlarda ise daha maliyetli olabilir. Sistemin temel iddiası "daha ucuz" olmaktan çok, "etik ve faizsiz" olmaktır.